
Yaklaşık bir aydır ortalarda yoktum. Aslında hep buradaydım. Bir yerlere gidemedim, tekrar geri döndüm. Arada Blogcu’ya girip yorumlarımı, arkadaşlarımın yazılarını okudum ama yazı yazmak için elim klavyeye hiç gitmedi. Yaşanan güzel şeyler olmayınca yazıcak güzel şeyler de olmuyor. Aslında belki de üşengeçliğimden yazmadım.
İyi haberler veya sürpriz gelişmelere dönmek isterdim. Ama herşey aynı maalesef. Zaman takmış önüne akrep ve yelkovanı sürekli koşuyor.
Bir ay süresince ne oldu ne olmadı;
- İşler aynı yoğunlukla devam etti.
- Trafik çilem hiç bitmedi. Her akşam değişik yollar kullanmak alışkanlık halini aldı.
- Can Can’a içimden kırıldım. Ona da söyledim.
- Kendi (otomatik) arabam olana kadar araba kullanmamaya karar verdim.
- Bu kadar sıcak havalarda grip oldum. Bir haftadır bitkinim.
- Babam Kalkan’dan geri döndü. Motelin işletmesini birilerine vermiş. Bu yaz buradalar.
- Annem sonunda hayırlısıyla emekli oldu. Çok şükür artık çalışmayacak ve dinlenecek.
- Yeğenimizin anaokul yıl sonu gösterilerine gittik. ‘Çocukluk günlerime dönmek için her şeyimi verirdim’ diye düşündüm. Mutlu oldum, gözlerim doldu. Allah’a yalvardım ‘Benim de bebeğim olsun, ben de ailemle gelip bebeğimin yıl sonu gösterisini izleyeyim’ dedim.
- Yeni doğmuş bebek gördüm. Minicikti elleri,ayakları, her şeyi..... (İşAllah bizim de olur diye dua ettim)
- Balkonumdaki domateslerim mahsül verdi. J 4-5 adet domatesim olacak.
- İki kg. verdim, üç kilo aldım. Sonuç kilomu korumaya çalışıyorum rejimden vazgeçtim.
- Kışa iki kavanoz çilek reçeli yaptım, ama bir tanesi daha şimdiden bitti.
Böyle geçti işte bir ay. Bu arada blogcu arkadaşlarımı dasık ziyaret edemedim. İşallah bundan sonra uğrayacağım.
(Babalar Günü benim için biraz hüzünlüdür. Babamı çok seviyorum ve iyiki benim babamsın diyorum. Beni hüzünlendiren o tarihte başıma gelen bir olay. Ve her sene sanki yıldönümüymüş gibi hatırlayıp duruyorum. Üzülsem mi sevinsem mi ben de bilmiyorum.)
TÜM BABALARIN VE BABA ADAYLARININ BABALAR GÜNÜ KUTLU OLSUN.
Elde Var Hüzün
söyleşir evvelce biz bu tenhalarda ziyade gülüşürdük pır pır yaldızlanırdı kanatları kahkaha kuşlarının ne masallar söylerdi mercan köz nargileler zamanlar değişti ayrılık girdi araya hicrana düştük bugün ah nerde gençliğimiz sahilde savruluşları başıboş dalgaların yeri göğü çınlatan tumturaklı gazeller elde var hüzün o şehrâyin fakat çıkar mı akıldan çarkıfeleklerin renk renk geceye dağılması sırılsıklam âşık incesaz kadehlerin mehtaba kaldırılması adeta düğün hayat zamanda iz bırakmaz bir boşluğa düşersin bir boşluktan birikip yeniden sıçramak için elde var hüzün
Attila İLHAN
|